Her insanın bir penceresi vardır hayata karşı…
Baktığı, gördüğü, anladığı, anlamlandırdığı bir çerçeve…
Ama ne gariptir ki; bu pencereyi mutlak doğru, tek gerçek zannederiz.
Oysa unuttuğumuz çok önemli bir hakikat var: Hayat sadece bizim penceremizden ibaret değildir.

Kişi, sadece kendi gözünden bakarsa;
Bir gerçeğin yalnızca gölgesini görür.
İçinde yaşadığı olaylara, karşılaştığı insanlara, hatta sevdiklerine bile tek yönlü yaklaşır.
İşte o zaman empati kaybolur, adalet şaşar, ilişkiler çatırdamaya başlar.

Çünkü tek pencere, tek bakış açısı demektir.
Ve tek bakış açısı, çoğu zaman yanlış bir hükümle sonuçlanır.

Kimi zaman birini yargılarız, ama onun hikâyesini bilmeyiz.
Bir söz duyarız, bağlamını bilmeden kızarız.
Bir davranışı görürüz, ardındaki duyguyu hiç düşünmeyiz.
Sonra farkında olmadan incitiriz.
Kimi zaman bir kalbi kırar, kimi zaman bir mesafeyi büyütürüz.

Halbuki ne çok şey değişirdi…
Bir adım geri çekilip, başka bir pencereden bakabilseydik.
O insanın neler yaşadığını, neyi neden yaptığını anlamaya çalışsaydık.
Kalbimizi biraz yavaşlatıp, aklımızı biraz yumuşatsaydık...

Empati, sadece başkasının yerine kendini koymak değildir.
Asıl empati; başkasının hikâyesine kulak verebilmek, kendi doğrularımızı mutlak sanmamaktır.
Adalet, herkesi kendi gerçeğinde anlamaktan geçer.
Ve anlamak; pencereleri sonuna kadar açmakla mümkündür.
Senin baktığın yerden görünen manzara, başkasının penceresinden bambaşkadır.
Ve bazen o pencere, seninkinden çok daha gerçektir.
Çünkü sen sadece kendi acını, kendi neşeni, kendi kaygını bilirsin.
Ama başkasının penceresinden bakmadıkça, tam bir insan olamazsın.

Hayat çok pencereli bir binadır.
Gerçeğin bütününe ulaşmak isteyen, sadece kendi camını silmekle yetinmez;
Başkasının camını da tozdan arındırmak ister.
Birlikte yaşamanın, birlikte anlamanın yolu; farklı bakış açılarını görmeye gönüllü olmaktan geçer.
Çünkü bazen, başkasının penceresinden bakmak, kendimizi bile daha iyi anlamamıza vesile olur.

Kendini hapsetme sadece kendi camına...
Başka hayatlar, başka gerçekler, başka duygular da var.
O camı arala…
Göreceğin şey, seni büyütebilir.

Her insan bir dünya, her pencere başka bir manzaradır.
Kendimizi kendi dünyamıza kapatmak, gerçeğin sadece bir yüzünü görmek demektir.
Oysa hayat; anlamaya gönüllü olanlar için çok katmanlı, çok boyutlu bir yolculuktur.

Kendi pencerene hapsolduğunda, başkalarının feryadını duyamazsın.
Kendi doğrunu tek doğru sandığında, adaleti yitirirsin.
Ve en kötüsü, başkalarının gözünden bakmayı reddettiğinde; insan olmanın derinliğini kaybedersin.

Bir insanın kalbine ulaşmanın yolu; onun penceresinden bakabilmekten geçer.
Çünkü bazen bir hayatı değiştiren şey; sadece anlaşıldığını hissetmektir.

Unutma…
Camları buğulu bir dünyada, hakikati görmek isteyenler önce başkasının penceresini silmeyi öğrenmeli.
Ancak o zaman gerçek anlamda görür, gerçek anlamda sevebiliriz.