Bazen insan, sadece gözlerini kapatıp içinden geçen dünyayı hayal etmek ister. Gerçekliğin acımasızlığı karşısında sığınılacak bir düş dünyası... Ne savaşların olduğu ne de çocukların ağladığı… Herkesin yüreğinde sevgi, ellerinde güvercin taşıdığı bir dünya…
İçinde uçurtmalarla dans eden rüzgârların estiği bir dünya düşlüyorum. O rüzgârlar, hiçbir dalı kırmıyor, hiçbir yaprağı savurmuyor. Yalnızca çocukların neşesiyle el ele verip gökyüzünü renklendiriyor. Çünkü bu dünya çocukların gülümsemesiyle var oluyor. Ve biz büyükler, onların gülümsemesini koruyabildiğimiz sürece insanız aslında.
Bir dünya istiyorum... İçinde sınırlar sadece haritalarda olsun, kalplerde değil. Ülkeler bir yarışa değil, bir dayanışmaya sahne olsun. Şehirler; sadece binalarla değil, umutla büyüsün. Sokaklar, denize doğru değil sadece; hayallere, barışa ve kardeşliğe doğru uzansın. O sokakların her köşesinde şen kahkahalar yükselsin; kimse kimseye yabancı, kimse kimseye düşman olmasın.
Evler istiyorum... Beton yığınları değil, sevgiyle örülmüş duvarlar. O evlerin içinde korkular değil, umutlar büyüsün. Sofralar zenginlikle değil, paylaşmayla bereketlensin. İnsanlar olsun içinde; sadece kendini düşünen değil, yanındakini de gözeten. Herkesin elinde bir güvercin, barışa kanat açsın. Her çocuğun elinde bir elma şekeri olsun, dünyanın tüm acılarına inat tatlı bir tebessümle baksın hayata.
Ve en önemlisi, insanın insana kıymadığı bir dünya istiyorum. Çünkü bir insan, başka bir insana zarar verdiğinde, aslında kendini eksiltir. Oysa sevgiyle yaklaşmak, insanı yüceltir, çoğaltır, güzelleştirir. İnsanın içinden sevgiyi aldığınızda, geriye sadece boş bir kabuk kalır.
Bizler bu dünyayı değiştiremeyiz belki bir anda. Ama sevgiyi yaşatırsak kalbimizde, çocukların gözlerine umut ekersek, güvercinleri havalandırırsak ellerimizle… İşte o zaman, düşlediğimiz dünya bir adım daha yaklaşır bize. Ve belki de bir gün, gerçekten o dünyada yaşarız: Uçurtmalarla rüzgâra tutunmuş, çocukların gülüşüne sığınmış bir dünyada…
"Bir çocuğun gülüşü, dünyadaki tüm karanlıkları aydınlatmaya yeterlidir."
Hayrettin TÜRKOĞLU