“Sizin sevginizden korkuyorum,” dedi fakir çocuk. “Çünkü sevginizi, sadaka gibi veriyorsunuz.”
Bu söz; yalnız bir çocuğun değil, ihmal edilmiş milyonların sessiz çığlığıdır. Sevgiyi lütuf gibi sunan, ilgiyi bir bağış gibi gösteren insanların oluşturduğu sığ dünyaya tutulan aynadır aslında…

Ne yazık ki günümüzde sevgi, samimiyetinden uzak, gösterişli bir alışveriş haline geldi. Sevgi; ihtiyaç duyulduğunda sunulan bir armağan değil, sürekli yaşatılması gereken bir duygudur. Ama biz, sevgiyi ihtiyaç sahiplerine değil; lütuf bekleyenlere, önümüze serilenlere veriyoruz. Üstelik karşılıksız da değil. Beklentili, hesaplı, denge arayan bir şekle büründü artık sevgiler…

Sevgi, başını okşadığın çocuğa acıyarak bakmak değildir. Ona yukarıdan bakarak "canım sana da sevgimizi gösterelim" demek değildir. Bu tavır, sevgiyi sadakaya dönüştürür. Oysa gerçek sevgi eşitlikten doğar. Göz hizasında bakar, acımak yerine anlamaya çalışır. Bir çocuğu, bir yaşlıyı, bir yoksulu seviyorsan onu eksik görmeden sevmelisin. O sevgiyi bir lütuf gibi değil, bir hak gibi sunmalısın.

Bazı insanlar, sevgilerini başkalarının yoksunluklarına göre ölçer. "O kadar da sevdik işte" deyip geri çekilir. Oysa sevgi, ölçüyle verilmez. Sevgiyi sınırlayan, dozunu ayarlayan kişi zaten sevginin özünü kavrayamamış demektir.

Çocuklar bunu en net hisseden varlıklardır. Çünkü samimiyeti doğrudan anlarlar. Onlara sahte bir gülümseme gösterdiğinizde hissederler. Sevgiyi başlarını okşarken verir gibi yapıp, sonra sırtlarını döndüğünüzde, bunu kalplerine yazarlar. Onlar sadece aç karnına değil, sevgiye de açtır. Ama onların aradığı sevgi, utandıran, acındıran, aşağılayan bir sevgi değildir. Onlar, yanlarında olunmasını ister, eşit hissettirilmesini ister. Kendilerine uzatılan elin üstten değil, yürekten gelmesini isterler.

Bir tebessüm sadaka olabilir, ama sevgi asla sadaka değildir. Sevgi, bağıştır; ama kibirli bir bağış değil, kalpten gelen bir bağış. Sessizce, karşılık beklemeden, insanı insan olduğu için seven bir bağış.

Bugün, bir çocuğun yüzünü güldürmek istiyorsanız ona acımayın; onu anlamaya çalışın. Yanına diz çökerek konuşun. Onu dinleyin. Onu sadece fakir bir çocuk olarak değil, bir birey olarak görün. Ona uzattığınız sevginiz, başını okşadığınız eliniz, onun utanmasına değil, değerli hissetmesine vesile olsun.

Çünkü bir çocuğun ruhuna kibirle dokunan sevgi, sevgi değildir; sadakanın şekil değiştirmiş halidir.

Sevgi, üstten verilmez; yürekten paylaşılır. Hiç kimseye sevgimizi bir iyilikmiş gibi sunmayalım. Çünkü sevgi, bir hak, bir ihtiyaç, bir insani sorumluluktur. Acımakla karıştırılan sevgiler, karşımızdakini küçültür. Ama içtenlikle sunulan sevgiler, büyütür, iyileştirir ve umut olur.