Toprak asla unutmaz.....
Bu söz sadece bir ifade değil, kadim bir uyarı, doğanın sessiz ama kesin intikamıdır. İnsanlar ne zaman doğaya, toprağa ve onun üzerindeki canlılara zarar vermeye başlasa, o zarar bir gün mutlaka karşılık bulur. Toprak, affetmez. Unutmaz. Kendi içinde bir hafıza taşır; yakanı, yıkanı, bozanı kaydeder ve hesabını sorar.
Yakan, yıkan, bozan, ölüm saçan ellerinizden ayırmayın gözünüzü! Çünkü bu eller, doğaya yaptıkları kötülüğün karşılığını er ya da geç bizzat kendileri hissedecek. Bugün doğayı hoyratça tüketen, ormanları yakıp binlerce canı yok eden insanlar, aslında kendi elleriyle kendi yaşam alanlarını daraltıyor, kendi nefes yollarını tıkıyorlar.
Doğa, göz göre göre yok edildiğinde, intikamını yavaş yavaş ama acımasızca alır. Felaketler, hastalıklar, iklim krizleri ve doğal afetler bu intikamın göstergeleridir. “Onlar boğacak sizi, yavaş ve acı içinde kesilecek nefesiniz…” sözleri tam da bu acı gerçekle yüzleşmemiz gerektiğini anlatır. Çünkü doğa, yenilmez bir güç değil; ama yok edilen dengesinin içinde biz de yok oluruz.
Ecel, yaktığınız can kadar yakınlaşır. Yakılan orman, yıkılan yaşam, söndürülen umutlar; sonunda bir gün sizi de yakar. Bu sadece bir kehanet değil, bilimsel gerçeklerle desteklenen bir yaşam döngüsüdür. İnsan, doğaya zarar verdikçe, doğa da ona zarar verir. Kendi ekmeğini kendi elleriyle zehirleyen bir paradokstur bu.
Örneğin, Amazon yağmur ormanlarının yok edilmesi sadece bölgedeki canlıları değil, küresel iklimi etkiler. Ormanlar oksijen üretir, karbonu emer; onları kaybetmek demek, dünyamızın solunumunu yitirmesi demektir. Bu denge bozulduğunda, seller, kuraklık, yangınlar, fırtınalar artar ve en çok da insan zarar görür.
Toprak ve doğa, bizden öte bir varlıktır. Bizi besler, korur, yaşam hakkı sunar. Onu yakmak, bozmak, hoyratça kullanmak, kendi köklerimizi kesmek gibidir. Çünkü toprakta kaybolan her hayat, yitip giden bir nefes, sona yaklaşan bir insanlık demektir.
Unutmayalım ki; her yaktığımız can kadar yanacağız. Doğa ile aramızdaki bu kırılgan ilişkiyi onarmak, sadece çevreyi korumak değil, kendimizi korumak demektir.
Şimdi el ele verip, yakan değil yaşatan, yıkan değil koruyan, bozan değil onaran eller olma zamanıdır.
Çünkü toprak unutmaz. Biz de unutursak, sonumuz hüsrandır.
Unutmayalım:
Biz doğaya ne verirsek, doğa da bize onu verir.
Orman varsa hayat vardır.
Orman yoksa hayatda yoktur...