Hayat, her yerde yaşanır; ama anlam, onu nasıl yaşadığınla başlar. Bizim oralarda, yani Anadolu’nun Türkmen yüreğinde, yaşamak sadece nefes almak değildir. Yaşamak; örf ile şekillenmek, töre ile büyümek, saygıyla yürümek, sevgiyle bir arada kalmaktır.
Türkmen hayatı, sade gibi görünür ama içinde asırlık hikmetler barındırır. Bir kalın parası, sadece evliliğin değil; bir ailenin dirliğinin habercisidir. Bir düğün, yalnız iki gencin birleşmesi değil; iki soyun kaynaşmasıdır. Tatlılık götürmek, bir sözün şekerle taçlandırılmasıdır. Yağlık dağıtmak, elin değil gönlün ikramıdır. Her âdet, her gelenek bir söz söylemeden öğreten bir öğretmendir bizde.
Türkmen evinde sevgi sessizdir ama derindir. Sofra küçüktür ama bereketlidir. Komşu uzak değildir çünkü gönül yakındadır. Kız evine gidiş bir tören, damat tıraşı bir gurur, gelin hamamı bir bayramdır. Her şeyin bir vakarı, bir yolu vardır. Hayat bile...
Bu sayfada anlatılanlar; sadece bir milletin değil, bir ahlâkın, bir vicdanın ve bir zarafetin izleridir.
Geçmişin tozlu raflarında değil, gönlümüzde hâlâ capcanlı duran yaşama biçimleridir.
Çünkü hayat; sözde değil, özde yaşanır. Ve en derin haliyle Türkmen gibi yaşanırsa, gerçekten bir anlam taşır.
“Evde dirlik, gönülde birlik olsun; Türkmen ocağında tüten duman hiç eksik olmasın.”